ÇAĞIMIZIN HASTALIKLARINDAN MİGREN

Baş ağrısı gerek acil servislerde gerekseMigren polikliniklerde hekimlerin karşılaştığı en yaygın sağlık problemlerinden biri olmakla birlikte toplumun %90-95’inde hayatının bir döneminde baş ağrısı görülmektedir. Bu sağlık probleminin en önemli kısmını ise ‘Migren’ oluşturur.

Migren, başta tek taraflı ağrı oluşturur ve kadınlarda erkeklere göre 3 kat daha fazla görülür. Özellikle gerilim tipi baş ağrıları ile karıştırılan migrende ağrılar tek taraflı ve zonklayıcıdır. Baş hareketi ile ağrı şiddetlenir, ağrıya bulantı veya kusma eşlik eder. Migrende aynı zamanda ışığa veya gürültüye karşı da aşırı hassasiyet gelişir. Bu sebeple migren hastaları genellikle karanlık ve sessiz bir odada yatmayı tercih eder ve uyumaya çalışırlar.

Uyku bozukluğu, dengesiz beslenme, stres, yüksek ses, keskin koku gibi birçok etken migren ataklarını tetikleyebilir. Hastaların %20-25’i ise bazı yiyeceklerin migren ağrıları oluşturduğunu dile getirirler. Bu yiyecekler daha çok monosodyum glutamat içeren gıdalar, yapay tatlandırıcılar ve besin değeri düşük işlenmiş gıdalardır.

Migren Ağrısı Çekenler Ne Yapmalı?

Migren hastaları öncelikle beslenme şekillerini düzeltmelidir:

-Özellikle ataklar sırasında şeker ve undan uzak durulmalıdır.

-Serotonin içeren ceviz, susam, kabak gibi yiyecekler düzenli tüketilmelidir.

-Kusma yaşanmışsa vücutta sıvı kaybı çok olacağından dolayı bol su tüketilmelidir.

-Zencefil ve zerdeçalı düzenli olarak yemeklerinize ekleyerek tüketilmelidir.

-Kahveyi çok tüketiyorsanız azaltın ve günde en fazla 1 fincan tüketilmelidir.

Beslenme düzenlendikten sonra ise günde en az yarım saat yürünmeli ve yürüyüşler özellikle güneş ışığından yararlanmak için sabah erken saatlerde yapılmalıdır.

Migrende en etkin tedavi yöntemi ise Peygamber Efendimiz(S.A.V)’in hadis-i şeriflerinde yer alan HACAMAT’tır. Hacamat yaptırmak için iletişim bilgilerimiz aşağıda yer almaktadır.

Sağlıklı günler dilerim.

Fizyoterapist Cihan Cicik

Adres: Divan Mh. 23 Nisan Cd. No:13 Gördes/MANİSA

Bilgi-Randevu: +90 553 331 45 45

Boyun Fıtığı Ameliyatsız Tedavi Edilebilir Mi?

Omurgamızın en hareketli bölgesi boyun bölgesidir ve üzerinde ortalama 7-8 kg ağırlığı olan başı taşır. Bu bölgede 7 tane omur vardır ve bu omurlar arasında bağlantıları sağlayan faset eklemler ile diskler vardır. Diskler, omurlar arasında bir yastık görevi görerek gelen darbelerin etkilerini en aza indirmeyi sağlar. Bu disklerin, herhangi bir nedenle sinir köklerinin ya da omuriliğin olduğu bölüme doğru çıkıntı yapması olayına ‘Boyun Fıtığı’ denir.

hayat-tarziniz-boyun-fitigina-neden-olabilir-491Boyun fıtığı genellikle boyun ağrısı ile başlamakla birlikte kollara doğru yayılım göstererek kollarda ve parmaklarda kuvvet kaybına ve uyuşmaya sebep olabilir. Hatta kimi zaman his kaybı bile oluşabilir. Boyun fıtığında boyun, kol ve parmakların dışında ağrılar kimi zaman başa veya sırta da vurabilir. Başa vuran ağrılar migren ile karıştırılır. Ayrıca başa vuran ağrıların bir diğer sebebi sırt ve boyun omurgası ile omuz arasında bağlantı oluşturan Trapez kasının rüzgar, terleme vb sebeplerle aşırı kasılması sonucu spazma uğramasıdır.

Peki Boyun Fıtığının Ameliyatsız Tedavisi Mümkün Müdür?

Bir fizyoterapist eşliğinde, uyuşmalar ve karıncalanmalar için problem olan sinirlere “Sinir mobilizasyonu” denilen sinirlerin sıkıştıkları yerden çıkmasını sağlayan egzersizler, kuvvet kaybı için ise doğru pozisyonda doğru kasın kuvvetlendirilmesini amaçlayan egzersizler ve boyun fıtığı semptomlarının tekrar etmesinin önüne geçen egzersizler yapılmalıdır. Ayrıca Trapez kasının değerlendirilmesi sonucunda gerginlik veya ağrı noktası tespit edilirse kasın gevşetilmesi gerekir. Bu şekilde yapılan düzenli bir tedavi sonrasında boyun fıtığı semptomları %90-95 azalacak ve hasta ameliyat olmadan boyun fıtığı nedeniyle oluşan rahatsızlıklarına veda etmiş olacaktır.

Sağlıklı günler dilerim.

Fizyoterapist Cihan Cicik

Adres: Divan Mh. 23 Nisan Cd. No:13 Gördes/MANİSA

Bilgi-Randevu: +90 553 331 45 45

Bel ve Kalça Ağrılarınızın Kaynağı Siyatik Sinir Sıkışması Olabilir

Günümüzde masa başı iş yoğunluğunun artması ve beslenme alışkanlıklarının doğal beslenmeden fast food tarzı beslenmeye dönmesi gibi sebeplerle bel ağrısı oluşmaktadır. Bunlar fıtıklaşma, spinal stenoz, kas spazmı, ankilozan spondilit gibi rahatsızlıklardır. Ve hepsinin bir ortak özelliği vardır: Gerek otururken gerek merdiven çıkarken gerekse yatarken belde ağrı oluşması!

Herniated-Disc-Lumbar-Low-Back-Pain-3Bel bölgesinde bulunan beş adet omur ve bunların arasında da bele binen yükü absorbe eden yani emen diskler vardır. Ağır kaldırmada, ani harekette, yanlış postürde veya eğilmede bu diskler bele binen yükü alır ama bir yere kadar. Diske binen yük olması gerekenden fazla ise diskte fıtıklaşma meydana gelir ve omurlar arasından dışarı doğru çıkıntı yapar. Bu da sinirlere baskı oluşturur ve kalçada, baldırlarda ve hatta ayağa ve parmak uçlarına kadar giden ağrılara ve uyuşmalara sebep olur. Bu ağrılar ve uyuşmalar oluştuktan sonra fizyoterapi tekniklerinden yararlanmak sizi ameliyattan kurtarır.

Genellikle hastalar bel ağrısından veya belden başlayıp kalçaya inen ağrılardan ve yürürken de baldırlarda meydana gelen kasılmalardan şikayetçidirler. Bu şikayetlerin sebebi çoğu zaman bacağa inen en büyük sinir olan siyatik sinirin, kalçada bulunan piriformis adı verilen kasın aşırı kasılması sebebiyle baskı altında kalması ve sıkışarak ağrı ve uyuşma oluşturmasıdır. Bu sebeple bacağa inen birçok ağrı siyatik sinirin mobilizasyonu ve piriformis denilen kasın gevşetilmesi ile rahatlatılabilir.

Sağlıklı günler dilerim.

Ağrısız Yaşam ve Fizyoterapi

ac49frc4b1sc4b1z-yac59fam-ve-fizyoterapiYaşam tarzımız alışkanlıklarımızı, alışkanlıklarımız ise günlük hayatımızdaki hareketlerimizi belirler.

Günümüzün en büyük sorunu beslenme problemleriyle birlikte hareketsiz bir yaşam tarzına sahip olan bireylerin sayısının artmasıdır. Hareketsizlik hem obeziteyi hem de kireçlenmeyi artırdığı gibi ileri yaşa bağlı olan obezite ve kireçlenme de hareket kabiliyetini azaltır. Dolayısıyla bir kısır döngü söz konusudur. Ve biz bu kısır döngüyü bir noktadan kırmalıyız.

Fizyoterapide(fizik tedavide) en fazla karşılaşılan kireçlenme problemi diz kireçlenmeleridir. Bunun ardından bel, boyun ve omuz kireçlenmeleri gelmektedir. Bu noktada fizyoterapinin kişilerin hareket kabiliyetini artıran, ağrı ve acılarını azaltan ve yaşam kalitesini artıran bir unsur olduğunu söylemek mümkündür.

Fizyoterapinin ilgi alanı sadece kireçlenmeler değildir. Ağrıya sebep olan her türlü rahatsızlık fizyoterapinin ilgi alanına girmektedir. Ağrıları dolayısıyla ilaç kullananlar ve bu sebeple başka birçok yan etkilere ve komplikasyonlara maruz kalanlar, artık ilaç kullanmaması gereken bireyler de fizyoterapinin alanına girmektedir.

Fizyoterapi Proteze Uyumu Kolaylaştırır

Ağır ameliyat geçiren bireylerin, ileri derece kireçlenme sonucu kalça ve diz protezi uygulananların yeni yaşamına uyum sağlaması için de fizyoterapi büyük önem taşımaktadır. Kalça ve diz protezi gibi durumlarda bireyin protez uygulanan eklemleri değişmektedir. Bu protezlere vücudun uyum sağlaması amacıyla uygulanan rehabilitasyon programı ile kaslar güçlendirilmekte, ameliyat sonrası ağrılar azaltılmaktadır. Kaslar güçlendiğinde proteze binen yük de azalmakta ve dolayısıyla protezin ömrü de uzamaktadır.

Sağlıklı Yaşam Nedir?

sac49flc4b1klc4b1Bireylerin tedavisi zor olan ciddi rahatsızlıklarla yüzleşmeden, hem bedensel hem zihinsel hem de ruhsal yönlerden üstün durumda, hayattan zevk alarak yaşamlarını sürdürmelerine “Sağlıklı Yaşam” denir.

Başta beslenme olmak üzereyaşam tarzı, gelir düzeyi, çevresel faktörler ve kalıtım sağlıklı yaşam için oldukça önemlidir. Beslenme bütün canlıların en temel gereksinimlerinden biridir. İnsanlar iyi beslenemediklerinde büyüyemezler, sağlıklarını devam ettiremezler, mutlu ve başarılı bir yaşama sahip olamazlar. Kişiden kişiye değişmekle birlikte bireyin bir ay hiç gıda tüketmemesi ölümle sonuçlanır. Yetersiz beslenmenin yanı sıra aşırı beslenme de çağımızda oldukça yaygın olan obezite, kalp hastalığı, kanser, diyabet(şeker) hastalığı, hipertansiyon gibi sağlık problemlerine ve ölümlere sebep olmaktadır.

Küçük yaşlardan itibaren beslenme alışkanlığı bireyin sağlık düzeyini belirleyen en önemli etkenlerden biri olmakla birlikte sadece sağlığa faydalı gıdaların tüketilmesi sağlıklı yaşam için yeterli olmamaktadır. Birey, iyi beslenmeyle birlikte aktif olmalı, düzenli egzersiz yapmalı, stres, sigara, alkol ve kötü alışkanlıklardan uzak bir yaşam sürdürmelidir.

Sağlıklı bir yaşamınız olup olmadığını merak ediyorsanız öncelikle şu soruları kendinize sormalısınız:

-Sağlıklı beslenme alışkanlıklarına sahip miyim?

-Bedenimi sürekli aktif durumda tutuyor muyum? Hareketli bir yaşam tarzına sahip miyim? Egzersizleri düzenli yapıyor muyum ve egzersizlere yeterince zaman ayırıyor muyum?

-Ailemde geçmişten gelen özellikle kalp, kolesterol, diyabet, hipertansiyon gibi rahatsızlıklardan biri var mı?

Bu sorulara vereceğiniz yanıtlar sizin sağlıklı bir yaşama sahip olup olmadığınızı belirlemede etkili olmakla birlikte sağlıklı bir yaşam için hangisini düzeltmeniz gerektiğine karar vermenizde de yardımcı olacaktır.