Ağrısız Yaşam ve Fizyoterapi

ac49frc4b1sc4b1z-yac59fam-ve-fizyoterapiYaşam tarzımız alışkanlıklarımızı, alışkanlıklarımız ise günlük hayatımızdaki hareketlerimizi belirler.

Günümüzün en büyük sorunu beslenme problemleriyle birlikte hareketsiz bir yaşam tarzına sahip olan bireylerin sayısının artmasıdır. Hareketsizlik hem obeziteyi hem de kireçlenmeyi artırdığı gibi ileri yaşa bağlı olan obezite ve kireçlenme de hareket kabiliyetini azaltır. Dolayısıyla bir kısır döngü söz konusudur. Ve biz bu kısır döngüyü bir noktadan kırmalıyız.

Fizyoterapide(fizik tedavide) en fazla karşılaşılan kireçlenme problemi diz kireçlenmeleridir. Bunun ardından bel, boyun ve omuz kireçlenmeleri gelmektedir. Bu noktada fizyoterapinin kişilerin hareket kabiliyetini artıran, ağrı ve acılarını azaltan ve yaşam kalitesini artıran bir unsur olduğunu söylemek mümkündür.

Fizyoterapinin ilgi alanı sadece kireçlenmeler değildir. Ağrıya sebep olan her türlü rahatsızlık fizyoterapinin ilgi alanına girmektedir. Ağrıları dolayısıyla ilaç kullananlar ve bu sebeple başka birçok yan etkilere ve komplikasyonlara maruz kalanlar, artık ilaç kullanmaması gereken bireyler de fizyoterapinin alanına girmektedir.

Fizyoterapi Proteze Uyumu Kolaylaştırır

Ağır ameliyat geçiren bireylerin, ileri derece kireçlenme sonucu kalça ve diz protezi uygulananların yeni yaşamına uyum sağlaması için de fizyoterapi büyük önem taşımaktadır. Kalça ve diz protezi gibi durumlarda bireyin protez uygulanan eklemleri değişmektedir. Bu protezlere vücudun uyum sağlaması amacıyla uygulanan rehabilitasyon programı ile kaslar güçlendirilmekte, ameliyat sonrası ağrılar azaltılmaktadır. Kaslar güçlendiğinde proteze binen yük de azalmakta ve dolayısıyla protezin ömrü de uzamaktadır.

Sağlıklı Yaşam Nedir?

sac49flc4b1klc4b1Bireylerin tedavisi zor olan ciddi rahatsızlıklarla yüzleşmeden, hem bedensel hem zihinsel hem de ruhsal yönlerden üstün durumda, hayattan zevk alarak yaşamlarını sürdürmelerine “Sağlıklı Yaşam” denir.

Başta beslenme olmak üzereyaşam tarzı, gelir düzeyi, çevresel faktörler ve kalıtım sağlıklı yaşam için oldukça önemlidir. Beslenme bütün canlıların en temel gereksinimlerinden biridir. İnsanlar iyi beslenemediklerinde büyüyemezler, sağlıklarını devam ettiremezler, mutlu ve başarılı bir yaşama sahip olamazlar. Kişiden kişiye değişmekle birlikte bireyin bir ay hiç gıda tüketmemesi ölümle sonuçlanır. Yetersiz beslenmenin yanı sıra aşırı beslenme de çağımızda oldukça yaygın olan obezite, kalp hastalığı, kanser, diyabet(şeker) hastalığı, hipertansiyon gibi sağlık problemlerine ve ölümlere sebep olmaktadır.

Küçük yaşlardan itibaren beslenme alışkanlığı bireyin sağlık düzeyini belirleyen en önemli etkenlerden biri olmakla birlikte sadece sağlığa faydalı gıdaların tüketilmesi sağlıklı yaşam için yeterli olmamaktadır. Birey, iyi beslenmeyle birlikte aktif olmalı, düzenli egzersiz yapmalı, stres, sigara, alkol ve kötü alışkanlıklardan uzak bir yaşam sürdürmelidir.

Sağlıklı bir yaşamınız olup olmadığını merak ediyorsanız öncelikle şu soruları kendinize sormalısınız:

-Sağlıklı beslenme alışkanlıklarına sahip miyim?

-Bedenimi sürekli aktif durumda tutuyor muyum? Hareketli bir yaşam tarzına sahip miyim? Egzersizleri düzenli yapıyor muyum ve egzersizlere yeterince zaman ayırıyor muyum?

-Ailemde geçmişten gelen özellikle kalp, kolesterol, diyabet, hipertansiyon gibi rahatsızlıklardan biri var mı?

Bu sorulara vereceğiniz yanıtlar sizin sağlıklı bir yaşama sahip olup olmadığınızı belirlemede etkili olmakla birlikte sağlıklı bir yaşam için hangisini düzeltmeniz gerektiğine karar vermenizde de yardımcı olacaktır.